Şişli ilan Bürosu

erdemreklam
0212 296 9558 erdemreklam Ocak 24, 2014 12:00

Şişli ilan Bürosu

Özet

  • Şişli Gazete İlanları servisini arayarak dilediğiniz gazeteye Seri ilanlardan eleman ilanlarına kadar, İK ilanlarından ticari ilanlara kadar tüm ilan kategorilerinde ilan verebilirsiniz.

Şişli Gazete ilan Bürosu

ŞİŞLİ TARİHİ

Şiş yapımıyla uğraşan ve şişçiler diye anılan bir ailenin burada konağı olduğu ve “Şişçilerin Konağı”nın zamanla “Şişlilerin Konağı” haline gelmesiyle semtin adının Şişli kaldığı söylenmektedir.

Şişli İstanbul’un, Taksim kuzeyindeki bütün semtleri gibi, yeni bir yerleşmedir. 1850’lerde bugünkü Şişli’nin yayıldığı alan geniş bir kırlıktı. İlçenin en eski mahallesi olan Tatavla’ nın (Kurtuluş) 16. yy’da kurulduğu ileri sürülür. 17. yy’da Taksim’ den Pangaltı’ ya doğru uzanan yolun iki yanında mezarlıklar; 18. yy’da Şişli ve Mecidiyeköy yörelerinde bağlar ve bostanlar yer alıyordu. 19. yy’dan itibaren çeşitli binalar yapılır. Feriköy’de ilk bira üretim tesisinin kurulması ve Şişli’de Etfal Hastanesi’nin açılışı 1890’lara rastlar.

Abide-i Hürriyet Caddesi

Abide-i Hürriyet Caddesi

Bomonti’de bira fabrikası 19. yy’ın başlarında kurulmuştur. Matbaa-i Osmaniye’yi kuran Osman Bey de Harbiye ile Şişli arasında bir arazi satın alarak bu arazide konak yaptırmıştır. Osmanbey semtinin adı bu konaktan gelir. Abdülmecid döneminde (1839-1861) imparatorluğun sınır bölgelerindeki yurtlarından olan birçok göçmen İstanbul’a sığınmıştır. Bu yerleşim yerine padişahın adıyla Mecidiyeköy denmiştir.

Şişli Beyoğlu’ndan sonra, İstanbul’un elektrik ve havagazı almaya başlayan ikinci semti olmuştur. 19.yy’ın sonlarında, 1890’larda Şişli’de İstanbul’un ünlü yabancı zenginlerinin, Beyoğlu’ndan bu tarafa doğru kayan azınlıkların, Osmanlı paşalarının, yüksek memurların, devrin aydınlarının bahçeler içindeki tek tük konakları yanında; 1895’te Okmeydanı’na doğru Darülaceze, 1898’de de , difteriden ölen kızı Hafize Sultan için II. Abdülhamit’in yaptırdığı Etfal Hastanesi gibi sağlık kurumları da yer almaktadır. Şişli semtinin mutena bir konut ve yerleşme bölgesi olarak gelişmesi 1960 hatta 1970’lere kadar sürmüş, bu dönemden sonra ise semt, çevre semtlerle birlikte daha çok zengin çarşıların, pasajların, seçkin dükkanların, butiklerin, işyerlerinin, bankaların yer aldığı; ticaret, iş ve eğlence hayatının ağır bastığı bir yapı kazanmıştır. Şişli’nin günümüzde merkezi sayılabilecek Şişli Camii 1949′ da açılmış yeni bir camidir. Halaskargazi Caddesi üzerinde, caminin biraz ilerisinde yer alan Fransız Lape Hastanesi, Etfal Hastanesi ile birlikte semtin en eski sağlık kurumlarıdır. Daha sonraki dönemlerde bunlara çok sayıda yenileri eklenmiştir. Maçka Silahhanesi, Mekteb-i Harbiye binası, Nişantaşı’ndaki Meşrutiyet Camii, Teşvikiye Camii, Darülaceze binası ilçenin en eski yapılarındandır. Abide-i Hürriyet Anıtı, Atatürk Müzesi ve Şişli Camii de bunlara eklenebilir.

Şişli Camii’nden Büyükdere Caddesi’ne doğru eski tramvay ve İETT garajının yerine ve çevresine yapılan büyük bloklarda oteller, işyerleri, kültür ve ticaret merkezleri bulunmaktadır. Halaskargazi Caddesi üzerinde iki yanlı büyük pasajlardaki sinemalar, eğlence yerleri semte canlılık ve kendi rengini kazandırmaktadır. İlçede yer alan birkaç tiyatro ve sinemanın yanı sıra, Lütfü Kırdar Kongre Salonu, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Açıkhava Tiyatrosu, Şehir Tiyatroları Harbiye Sahnesi, Askeri Müze, İstanbul Teknik, Marmara Yıldız Teknik Üniversitelerinin bazı birimleri Şişli İlçesi’nin sınırları içinde yer almaktadır. Şehrin üç büyük stadyumundan,TTNET Arena Aslantepe Stadyumu ilçe sınırları içindedir.

Şişli Cami

Şişli Cami

Şişli Cami

Şişli İlçesi’nde, 19 Mayıs Mahallesi’nde, Halaskargazi Caddesi ile Abide-i Hürriyet Caddesi arsında kalan ada üzerindedir. Yapımına Haziran 1945’te başlanan cami, 1949’da ibadete açılmıştır. Mimarı Vasfi Egeli’dir. Camii’nin bezemesinde önemli bir yere sahip olan yazılar ise Hamid Aytaç, Macid Ayral ve Halim Özyazıcıya aittir. Taş ve ahşap gibi diğer bezemelerinde de yine zamanının en meşhur ustaları çalışmıştır.

Bomonti

İstanbul’un ilk sanayi bölgelerinden birisidir. Bir konut ve bir zamanların apartman semti Feriköy Fırın Sokağı ve Sıracevizler Caddesi ile Baruthane Deresi yamaçları arasında, genellikle çok katlı apartman görünüşlü binalardan ve sanayi kuruluşlarından oluşan bir alandır. Bomonti Sanayi Bölgesi’nin geçmişi 1892’ye kadar gitmektedir. Bugün bir sokağa adını da vermiş olan bira fabrikasının kurulmasından sonra diğerleri de faaliyete geçmiştir.

Bomonti Bira Fabrikası

Bomonti Bira Fabrikası

Bomonti Bira Fabrikası

Adını İstanbul’un en eski semtlerinden birine vermiş olan Bomonti Bira Fabrikası, ülkemizde modern bira üretim tekniğiyle imalata başlamış olan ilk bira üretim tesisidir. İsveçli Bomonti kardeşler tarafından 1890’da Feriköy’de kurulup, 1902’de bugünkü Tekel Bira Fabrikası’nın olduğu yere taşınmıştır. Ülkemizde uzun yıllar rakipsiz bir şirket olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. 1938’den itibaren bu işletme Tekel İdaresi’ne geçti.

Mecidiyeköy

Şişli ile Esentepe semtleri arasında, Büyükdere Caddesi’nin iki yanında yer alan semt, Şişli İlçesi’ne bağlı bir mahalle. 1950’lerden sonra hızla iskana açılan ve 40 yıl içinde kentin en yoğun konut, iş ve trafik merkezlerinden biri haline gelen bölgelerdendir. Mecidiyeköy’ ün İstanbul’un en kalabalık, en yoğun trafikli birkaç noktasından biri haline gelmesi, 1970’lerden sonra gerçekleşmiştir.  İlk iskan Abdülmecid döneminde (1839-1861) muhacirlere bugünkü Mecidiyeköy’de toprak verilmesi ve buraya iskan edilmeleriyle başlamıştır. Mecidiyeköy’ün adı da Abdülmecid’den gelmektedir.

Mecidiyeköy

Mecidiyeköy

 Likor ve Kanyak Fabrikası

Mecidiyeköy’de, Büyükdere Caddesi üzerinde 1930’da kurulmuş, halen üretimini sürdüren fabrika. Fabrika 1930’da Büyükdere Caddesi’nde, o dönemdeki adıyla Maslak Yolu üzerinde kurulmuştu. 1940’lı yıllarda bu daracık yolun her iki tarafında sıra halinde çam ağaçları bulunmaktaydı. Fabrikanın tam karşısında bahçeler arasında kır kahveleri, kır kahvelerine giden yolun başında bir Hamidiye Suyu çeşmesi bulunuyordu. Çeşmenin yanından girilen sokağın başındaki tek katlı, bahçeli ev Vasfi Rıza Zobu’nun eviydi. Fabrikanın arka tarafında, bir prensese ait olduğu rivayet edilen terk edilmiş bir köşk bulunurdu. Fabrika kurulduktan sonra üretimine başlanan “Hennessy” tipi kanyağa, konyak adı verilmesi istenince Fransızlar bunu bir dava konusu yapmışlar; bir söylentiye göre, Fransızlar dava açınca zamanın ilgilileri durumu Atatürk’e bildirmişler, Atatürk de kanı yakar derecede bir özelliğe sahip olan bu içkiye “kanyak” adını vermişti.

Teşvikiye

1954’e kadar Beşiktaş İlçesi’ne bağlı bir mahalle olan Teşvikiye, o tarihte ilçe olan Şişli’ye bağlanmıştır. Buraların III. Selim döneminde (1789-1807) bir avlanma ve nişan talimleri yeri olduğuna ilişkin anıt taş bugün Teşvikiye Camii’nin avlusunda bulunmaktadır. 1205/1790-91 tarihli bu taştan başka II Mahmud’a ait 1226/1811 tarihli iki nişan taşından birisi gene Teşvikiye Camii’nin avlusunda, diğeri ise semtin Topağacı kesiminde Nişantaşı-Ihlamur yolunda, bugün bir apartmanın ön bahçesindedir.

Teşvikiye Cami

Teşvikiye Cami

Semtin gelişmesine etkisi büyük olan ilk yapı Teşvikiye Camii’ dir. Teşvikiye bugün orta-üst gelir seviyesinde bir nüfus yapısına sahiptir. Nişantaşı, Osmanbey çevresinin 1970 sonlarından başlayarak hızla bir alışveriş ve iş merkezi haline gelmesi, konfeksiyon atölyeleri ve tekstil ticarethaneleriyle dolmuştur.

Şişli İlçesi’nde, adını aldığı semtte, Teşvikiye Caddesi’ndedir. Buradaki ilk cami 1209/1794-95’te III. Selim tarafından yaptırılmıştır. Mevcut kitabesi de 1209 tarihlidir. Cami, harap olduğu için 1271/1854’te Abdülmecid tarafından olasılıkla yeniden yaptırılmıştır. Bu yenilemeye ilişkin kitabedeki “Eser-i Avâtıf- ı Mecidiyye Mahallei Cedide-i Teşvikiyye” yazısı caminin Teşvikiye’nin gelişmesiyle eş zamanlı olduğuna işaret eder.

Abide-i Hürriyet

Şişli Belediyesi’nin amblemi olan Abide-i Hürriyet anıtı Şişli’nin en yüksek tepesi olan (130 rakım) kuzeybatı kesiminde birinci çevre yolu ile Şişli-Kağıthane Caddesi arasında kalır. II. Mehmet’in İstanbul’u kuşatması sırasında otağını kurduğu yerlerden biri olduğu sanılmaktadır. Anıt, yakın tarihimizde 31 Mart Vakası olarak bilinen meşrutiyet karşıtı ayaklanmanın bastırılması sırasında şehit olanların anısına yaptırılmıştır. Yapımına 1909’da başlanmış 1911’de bitirilmiştir. Anıt I. Ulusal Mimarlık Üslubu’nun tanınmış mimarlarından Muzaffer Bey’e aittir. Anıt havaya atış yapan bir top şeklindedir. Örme taştan yapılan bu anıtın alt zemininde şehit olan askerler gömülüdür. Ayrıca Sadrazam ve Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa Türbesi ile Mithad Paşa’nın ve Talat Paşa’nın mezarları da anıt çevresi içindedir.

Abide-i Hürriyet Anıtı

Nişantaşı

Merkezi, Valikonağı Caddesi ile Teşvikiye Caddesi’nin kesiştiği kavşakta yer alan anıt taş olan semt. Nişantaşı adı, İstanbul’un semt adları tipolojisinde kökeni bir alamete dayalı olanlar arasında yer alır. 1920’lerin konaklar semti Nişantaşı, bütün İstanbul gibi büyük bir değişim geçirmiş; yoğun trafikli, canlı, kalabalık ve gerek konut bölgesi olarak gerekse lüks mağazaları, galerileri, zarif vitrinleri ile her şeye rağmen seçkin bir semt olmayı sürdürmüştür.

Nişantaşları

Nişantaşları

Kurtuluş

Pangaltı’ nın bulunduğu tepeden güneye doğru önce dik, sonra da yumuşak bir eğilimle inerek, güneybatıya kıvrılan bu eski dere yatağının batıdan ve güneyden çevirdiği tepenin (ve civarındaki tepeciklerin) adı Aya Dimitri Tepeleri idi, oradaki yerleşim birimini de kapsayan bu isim16.yy’da yapılan Rum Ortodoks kilisesinin adıydı. Sonraları orada tavlalar (at ahırları) yapılınca, semt, ahırları simgeleyen Tatavla adını aldı ve Cumhuriyet’te isimlerin Türkçeleştirilmesine kadar öyle kaldı.

Kurtuluş- Eski Tatavla

Kurtuluş- Eski Tatavla

Tatavla’nın ilk halkına, Tersane’de işçi olarak çalışmaları nedeniyle Tersaneliler denirdi. Sonraları çeşitli mesleklerle de ilgilenmeye başlayanlar oldu. Örneğin, Tatavlalı ayakkabı yapımcılarının ünü tüm kente yayılmıştı. Özellikle Beyoğlu’nda, sadece Tatavlalıların ayakkabılarını satan dükkanlar vardı. Tatavla’nın bir de tulumbacıları ünlüydü. Bu tulumbacıların yangın söndürmekteki becerileri üzerine çeşitli yazılar yazılmış, övgüler de yapılmıştır. Cumhuriyet’e kadar sakinlerinin büyük çoğunluğunu Rumların oluşturduğu, Ermenilerin ve az miktarda Yahudilerin de yaşadığı Tatavla, Kurtuluş olduktan sonra da bu özelliğini bir süre korudu, fakat zamanla bu özelliğini yitirdi. 90’lı yıllarda Kurtuluş erozyona uğradı.

Atatürk Müzesi

Atatürk Müzesi

Atatürk Müzesi

Atatürk Suriye Cephesi`nden ayrılarak 13 Kasım 1918`de İstanbul`a gelmiş ve Perapalas Oteli`nde bir daireye yerleşmişti. Daha sonra bu otelden ayrılan Atatürk, Madam Kasabyan`ın Şişli`deki üç katlı evini kiralamıştı. Beşiktaş`ta Akaretler mahallesinde oturan annesi Zübeyde Hanım`la kız kardeşi Makbule`yi de yanına almış, evin üçüncü katını onlara ayırmıştı. Kendisi orta katta oturuyor, bu katın arka bahçeye bakan odasını da yatak odası olarak kullanıyordu. Büyük salonu, toplantı odası olarak ayırmıştı. Alt katta ise yaveri bulunuyordu. Atatürk, İstanbul`un düşman işgali altında bulunduğu bu karanlık günlerde, evinde arkadaşlarıyla birlikte sık sık gizli toplantılar yapmış, 16 Mayıs 1919 tarihine yani Samsun`a hareketine kadar bu evde oturmuştur. 1924 yılında İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfü Kırdar evin müzeye dönüştürülmesi çalışmalarını başlattı. Ev aynı yılın 15 Haziran günü “Atatürk İnkılabı Müzesi” olarak kapılarını ziyaretçilere açtı.

Esprit Kilisesi

Cumhuriyet Caddesi üzerindeki Notre Dame de Sion Fransız Lisesi avlusunda bulunan kilisedir. İstanbul’da Papa’nın temsilcisi olarak bulunan Hillereau tarafından mimar Gaspard Fossati’ye yaptırılmıştır. İnşaatına 1845’te başlanmış, 1846’da ibadete açılmıştır.

Saint Esprit Kilisesi ve Kilisenin bahçesinde bulunan Papa XV.Benedictus Heykeli

Saint Esprit Kilisesi ve Kilisenin bahçesinde bulunan Papa XV.Benedictus Heykeli

Ihlamur Kasrı

Ihlamur Kasrı

Ihlamur Kasrı

Kasrın yapıldığı arazi, 1700’lerin ikinci yarısına ait tapu tahrir defterlerinde “Hacı Hüseyin Bağları” olarak geçen mesire alanıdır.  Sultan Abdülmecid’in (1839-1861) Osmanlı tahtına geçmesiyle birlikte, Galata bankerlerinden 5 milyon sterlin borç alınarak ve Dolmabahçe Sarayı’nın yapımından arta kalan malzemeler de kullanılarak dönemin ünlü ailelerinden Balyan ailesine mensup, mimar Nikağos Balyan’a bu alanda Ihlamur Kasırları yaptırılmıştır. “Merasim Köşkü” ile “Maiyet Köşkü” olarak adlandırılan iki kasır yaptırılmıştır. Bunlardan ana yapı olan Merasim Köşkü, asıl Ihlamur Kasrı’dır.

Cumhuriyetin ilanından sonra 1951’e kadar aranıp sorulmayan kasır iyice bakımsız kaldığı tarihlerde meclis tarafından İstanbul Belediyesi’ne tahsis edilmiş, belediye de 1952 yılında kasrı büyük bir törenle “tanzimat müzesi” olarak ziyarete açmıştır. 8 sene süre ile tanzimat müzesi olarak ziyarete açık kalan bina, 1960 da meclis tarafından bakımsızlık sebebi ile boşalttırılmış ve ziyarete kapatılmıştır. Ancak 1970’lerin sonunda başlanan yenileme 1983 – 1984 ‘te tamamlanabilmiş ve bu yenileme esnasında kasırlardan harem kısmı betonarmeye çevrilirken mabeyn kasrı, orjinaline sadık kalınarak yenilenip ziyarete T.B.M.M kontrolü ve koruması altında tekrar açılmıştır.

Darülaceze Binası

1892-1896 yıllarında, Halil Rıfat Paşa tarafından, kimsesiz, evsiz, hasta ve sakat yaşlı, genç ve çocukların bakılması, çalışabilecek durumda olanların çalışarak geçinebilmelerini sağlayabilmeleri amacıyla yaptırılmış bakım evidir. Günümüzde İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait, kimsesiz, sakat ve yaşlılara hizmet veren C tipi hastane olarak kullanılmaktadır.

Darülaceze

Darülaceze

Notre Dame De Sion Fransız Kız Lisesi

İstanbul’da papanın temsilcisi olarak bulunan Monsenyör Hillereau, 1844-1846 arasında St. Esprit Kilisesi’ni inşa ettirirken, kilisenin ön tarafında bir papaz semineri açmak üzere binalar yaptırmıştır. Lazariste’ler eğitim işini kendilerine meslek edinmiş olan Notre Dame de Sion rahibelerini kız okulu açmak için Fransa’dan davet ederler ve 27 Kasım 1856 yılında Notre Dame de Sion rahibeleri okulda eğitim vermeye başlarlar. Okul kısa zamanda gelişerek, Katolik Ermeni, Ortodoks Bulgar, Ortodoks Rum, Gregoryan Ermeni ve Yahudi öğrencilerinin arasına 20. yüzyılın başlarında Müslüman öğrencileri de katarak, İstanbul’un her dil ve mezhepten köklü ve zengin azınlık ailelerinin de rağbet ettikleri bir eğitim kurumu olur. Zamanla eğitim kadrosu ve manastır okulu havası bütünüyle değişmiş ve günümüzde İstanbul’un seçkin bir kız lisesi olarak diğer liseler arasındaki yerini almıştır.

Maçka Çeşmesi

Çeşme 1901 yılında II. Abdülhamid tarafından mimar Raimondo D’aranco’ya yaptırılmıştır. 1957 yılında ki yol genişletme çalışmaları sırasında asıl yeri olan Tophane’deki Nusretiye Camisi önünden sökülerek bu günkü yerine, İTÜ Maden Fakültesi’nin karşısındaki Maçka Demokrasi Parkı’nın girişine taşınmıştır. Tamamı mermerden inşa edilmiş olan dört yüzlü, ufak boyutlu bir meydan çeşmesidir.

Ordu Evi

İstanbul’da Subay ve astsubaylara ait sekiz orduevinin en büyüğü Harbiye’deki Harbiye Orduevidir. İnşaası 1981’de tamamlanan orduevi daha önce eski Mekteb-i Harbiye binasının bir bölümünde hizmet vermekteydi. Otel kısmı ve sunduğu sosyal aktivitelerle Türkiye’nin en büyük ordu evidir.

erdemreklam
0212 296 9558 erdemreklam Ocak 24, 2014 12:00
erdemreklam-tlfsd