Sarıyer İlan Bürosu

editor
0212 296 9558 editor Aralık 3, 2014 12:30

Sarıyer İlan Bürosu

Sarıyer Tarihi

Büyükdere limanının kuzeye doğru son bulduğu (Mezar Burnu), Simas sözünden bozulmuş olup, Sarıyer koyundaki küçük dere ise Skletrinas adını taşıyordu. Birincisinde Aphrodite heykeli, ikincisinde Apollon adak yeri vardı. Vaktiyle burada bir mezar olduğu için Mezar Burnu deniliyorken, bu ad Mesar’a çevrilmiştir. Sarıyer’in iskelesidir. Sarıyer adını burada gömülü ‘Sarı Baba’ adında bir kişiden aldığı söylenirse de eski eserlerde hep Sarıyer olarak geçmesi, çevrede bakır kapsayan, sarı görünün bir yar’ın varlığı bu semte adını vermiştir. Sarıyar zamanla Sarıyer olarak değişmiştir. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde İstanbul’un su ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Sarıyer dereleriyle ünlüdür. Geçmiş dönemlerde şifalı olan sularından artık eser kalmayan Sarıyer’de küçüklü büyüklü birçok dere vardır. Bu derelerin bir bölümü Haliç’e, bir bölümü Boğaz’a bir bölümü de Karadeniz’e akmaktadır.

 Haliç’e akan dereler: Göksu Deresi, Şeytandere,  Ayazağa Suyu Kağıthane Deresi. Boğaz ve Karadeniz’e akan dereler: Mandıra Deresi,  Sarıyer Deresi,  Büyükdere, İstinye Deresi,  Çelebi Deresi, Tarabya Deresi,  Bakla Deresi,  Maltız Deresi, Tuz Dere, Kömdere,  Kurşunsuyu,  Çimendere, Sipahi Deresi, Uzundere, Keten Deresi, İskender Deresi, Kavak Deresi, Çırçır Suyu Kestane Suyu ve Baltalimanı Deresi.

Sarıyer, her tür turizm açısından son derece uygun potansiyele sahip bir ilçedir. Doğal, tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra deniz turizmi açısından da İstanbul’un en önemli ilçeleri arasındadır.

Sarıyer, çok eski bir yerleşim bölgesi olması nedeniyle Bizans ve Osmanlılardan kalma çok önemli tarihi eserlere sahiptir. İlçe tarihi yapıları, camileri, kiliseleri, ayazmaları, tekkeleri, çeşmeleri, su bentleri, surları ve kaleleri, türbeleri, sarayları, köşkleri ve yalıları ile çok değerli bir tarihi mirası barındırmaktadır. Sarıyer ilçesi çok uzun yıllar kıyılarındaki plajlarıyla bilinmekteydi. Bugün, İstanbul Boğazı kıyısındaki plajlardan yalnızca Altınkum ve Tarabya faaliyettedir. Deniz kirliliğinin artması nedeniyle Boğaz kıyısındaki plajlar kapanırken, bugün Karadeniz kıyısı turistik bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Kilyos başta olmak üzere Karadeniz’deki kumsallar özellikle yerli turistin yoğun ilgisini çekmektedir.

Sarıyer’in en önemli özelliklerinden biri de Boğaz sahili boyunca dizilen barlar, balık lokantaları, restoranlar, otel, motel ve diğer eğlence mekanlarıdır. Bu açıdan da önemli bir çekim merkezi olan Sarıyer, gelişime açık bir potansiyel taşımaktadır. Turizm açısından önemli bir potansiyel de ormanlar oluşturmaktadır. Belgrad Ormanı, gezi yolları, kır gazinoları ile özellikle hafta sonları halkın ilgisini çekmektedir.

Sarıyer, son derece zengin ve değerli bir turizm potansiyeline sahip olmasına karşın turizm altyapısı olarak bu potansiyele yanıt verecek durumda değildir. Bugün ilçemizde, 4 otel, 3 pansiyon, 12 plaj, 174 restoran, 3 açık otopark, 4 sinema, tiyatro ve kültür merkezi bulunmaktadır.

Sarıyer Mahalleleri

Ayazağa

Ayazağa Mahallesi adını orta Asya Kıpçak Türklerinden  Ayaz Paşa’nın torunu, Ayaz Ağa’dan alır. Ayaz Ağa İstanbul doğumludur. Semtin 300 yıllık bir geçmişi olduğu bilinir. Ayazağa merkez camisinin de 300 yıl önce yapıldığı bilinmektedir.

Ayazağa

Ayazağa

Ayazağa’nın 3 tarafı ormanla çevrilidir. 3 bölüme ayrılmıştır. Bu bölgeler: Yeşiltepe, Dereboyu ve Merkez’dir. Halkın büyük bölümünü Karadenizli göçmenler oluşturur. Giresun, Samsun, Sinop,Kastamonu, Ordu, Gümüşhane, Trabzon ve Rize’den büyük göç almıştır. Semtin yerlileri varlıklı ailelerden oluşur, bunun nedeni ise 1950’li yıllarda parsellenen bölgelerin, zaman içerisinde çok fazla değerlenmesidir 1990’lı yıllarda piknik alanları olan bir semt olmasına karşın 2000’li yıllardan itibaren bu piknik alanlarını yağmalanmış orman yangınları sebebi ile yok olmaya yüz tutmuştur. 2013 yılında Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül tarafından Yeşiltepe Mevkii ‘ne bir Mesire Alanı yapılmıştır

Baltalimanı

Adını Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı donanmasının başında bulunan Kaptan-ı Derya Baltacıoğlu Süleyman Bey’den almıştır. Kaptan-ı Derya olarak bulunan Baltacıoğlu Süleyman Bey’in İstanbul’un fethine çok büyük katkı sağlayan gemileri burada hazırladığı için liman Baltacıoğlu’nun ismiyle anılır olmuştur. Burada hazırlanan gemiler Beşiktaş tarafına sevk edilerek oradan karadan halice indirilmiştir.

Yapılaşmanın kontrol altında olmasıyla Baltalimanı boğazın en güzel mekanlarından biridir. Emirgan ve Rumelihisar’ı semtlerinin arasında kalmaktadır.

Bahçeköy Merkez

Bahçeköy’ün kuruluş yılları 1521 yıllarına dayanmaktadır. (1923 yılında yapılan lozan antlaşması gereği Osmanlı döneminde Selanik sancağına bağlı 1924 yılında mübadil olarak gelen müslüman Türkler yerleştirildi. Daha sonra Türkiye’nin değişik illerinden göç aldı.

Bahçeköy Kemer

Bahçeköy Kemerine, Sultan I. Mahmut Kemeri de denilmektedir. Bahçeköy Kemeri 1731 yılında Sultan I. Mahmut tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Kemerin uzunluğu 409 metre, yüksekliği 27 metre, genişliği de 3.25 metre olup 21 gözlüdür. Bu kemerden; Beyoğlu, Beşiktaş, Ortaköy, Galata, Kuruçeşme, Arnavutköy, Kasımpaşa ve Sultan’ın sarayına su veriliyordu.

Bahçeköy Yenimahalle

Büyükdere

Deniz kıyısında birbirinden güzel çay bahçeleri ve sedirlerin bulunduğu,kliması ve oksijen kalitesi ve çok güzel suları ile İstanbul’un güzel semtlerinden birisidir. Buram buram tarih kokan Büyükdere’de 3 Ermeni kilisesi bir Rum kilisesi ve okulu ayrıca bir camii ve ilköğretim okulu ayrıca kız meslek lisesi mevcuttur.Mahallenin İlköğretim okulu merhum eski Milli Eğitim Bakanı Mehmet İpgin’in adını taşımaktadır. Sarıyer Belediye Başkanlığı vergi dairesi maliye ve Sarıyer itfaiyesi Büyükdere sınırları içerisindedir. Mahallenin futbol takımına bir dönem türkücü Nihat Doğan teknik direktörlük yapmıştır. Mahalle muhatarı Ali Yazıcı’dır.Büyükdere semti Ali Yavuz ve Engin Çınar gibi önemli futbolcuları yetiştirmiştir. Alsit ve Sedatkent siteleri bulunur, yalıları çok güzeldir.

Cumhuriyet

Tarabya Mahallesi ve Kireçburnu Mahallesi ile komşudur. Hacıosman en bilinen bölgesi, Arabayolu Caddesi en büyük caddesidir. Taksim’e 16, Eminönü’ne ise 26 km uzaklıktadır. Çok sayıda Sivaslı, Erzincanlı, Karslı ve Giresunlu bu mahallede oturur.

Çayırbaşı

Hacıosman bayırından indikten sonra Sarıyer istikametine devam edildiğinde kazıklı yolun başladığı yerin solunda kalan Roman vatandaşlarımızın yoğun şekilde bulunduğu gecekondular ile Sedatkent’ in lüks villalarinin birbirine komşu oldukları, İstanbul’un ilk fidanlıklarından birine, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının bir üssüne, çok eski bir Ermeni mezarlığına ve Tekel kibrit fabrikasına ev sahipliği yapan, Avrupa yakasında boğazın tartışmasız çok sayıda insan ikamet ettiği mahalledir. 

Darüşşafaka

Demirciköy

Derbent

Emirgan

Sahilde çay bahçeleri, arka sırtlarda büyük şehir parkı ile ünlü olan semt, yeşillerle örtülüdür. Sahildeki Şerifler Yalısı, park içinde kafe olarak kullanılan köşkler değişik çağlardaki Osmanlı mimarisinin örneklerindendir. Osmanlı Padişahlarından I. Abdülhamit, bugün Emirgan’ın bulunduğu bölgeyi iskana açmıştır. IV. Murat, İran seferi sırasında Erivan’ı kuşatmıştı. Kaleyi korumakla görevli Emir Güne Han, şehri savaşsız bir şekilde Osmanlı Devleti’ne teslim etti. Kale komutanının bu davranışı hoşuna giden IV. Murat, kaleyi Osmanlı Devleti’ne savaşsız bir biçimde teslim etmesinden dolayı haklı olarak ‘vatan haini‘ damgasını yiyeceği İran’a dönme olanağını artık yitirmiş bulunan Emir Güne’yi alıp İstanbul’a getirdi ve o zamana kadar “Feridun Bey Bahçeleri” adıyla anılan bugün Emirgan’ın yer aldığı semti kendisine bağışladı. Bu eski Boğaz semtine ‘Emirgan‘ denmesinin sebebi de bunlardan kaynaklanmaktadır. 

Emirgan Korusu'nun Kuşbakışı Görünüşü

Emirgan Korusu’nun Kuşbakışı Görünüşü

Emirgan parkı son yıllarda yerleştirilen spor aletleri ve yapılan koşu parkuruyla ‘sadece piknik yapılmaya gelinen yer‘ kimliğinden kurtulmuş, hem sahili hem parkıyla sağlıklı yaşam tutkunları için yeni bir merkez konumuna gelmiştir. Emirgan’ın en büyük problemi ise hızlı kentleşme sonucu oluşan betonlaşmadır. Gerek bitmeyen, inşaat halinde kalan çalışmalar, gerek biten ama bölgeyle doku uyuşmazlığı gösteren yapılar bölgenin tarihi dokusuna zarar vermektedir.

Fatih Sultan Mehmet

Diğer adıyla “Armutlu” olarak bilinir. TEM’e yakın kısımları “Büyük Armutlu”, uzak olan kısımları da “Küçük Armutlu” olarak tanımlanır. Yaklaşık nüfusu 50.000’den yüksektir.

Ferahevler

Garipçe Köyü

Rumelikavağı ile Rumelifeneri’nin arasında küçük bir köydür. Geçim kaynağı balıkçılık olmakla beraber hayvancılık ta yapılır. Sarıyer’e 10 km uzaklıktadır. Üçüncü Boğaz Köprüsü’nün Avrupa ayağının, köyün güneyindeki Garipçe Burnunda yapılması planlanmaktadır. Köyde bir bakkal, bir kahve ve üç restoran bulunur. Köy şehir gürültüsünden uzak sakin bir yerdir, fakat hafta sonları tıklım tıklım doludur. Köyün iskelesinden Büyükliman ve diğer yüzme koylarına turlar yapılır.

Garipçe Köyü

Garipçe Köyü

Gümüşdere

İstinye

İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında yer alan bir sahil semtidir. kuzeyinde Yeniköy, güneyinde Emirgan ile komşudur. İstinye çok eski bir yerleşim bölgesidir. İlçe olarak Sarıyer’e bağlıdır.

İstinye’nin antik çağda ki adı Leosthenion’dur. Ancak yine aynı dönemlerde Lasthenes ve Sosthenion adlarıyla da anılmaktaydı. Helen dilinde ki adı Sosthenion’du. Bu ad, saos/sos(güvenli) ve Sthenion(güçlünün yeri- Athena’nın yeri )sözcüklerinden türetilmiş olup, ” güçlü tanrıça Athena’nın güvenli koyu ” anlamına gelmektedir. Bundan da anlaşıldığı gibi istinya adını güvenli koyundan almaktadır.  Bir başka rivayete göre bu semt de Eskiye adında bir din adamının burada yaşadığı ve bir tapınak yaptırdığı için semtin adı İstinye olmuştur.

İstinye Burnu

İstinye Burnu

Kazım Karabekir

Kilyos

Kilyos İstanbul’a 30, Atatürk Havaalanı’na 50 kilometre uzaklıktadır. 1930 yılına kadar Çatalca ilçesine bağlı bir nahiye iken o tarihte yapılan yönetsel düzenleme sonucu kurulan Sarıyer ilçesine dahil edilmiştir. Sahili ile ünlüdür.

Kilyos Kalesi; istanbul’un korunması ve savunmasına yönelik olarak boğaz’ın karadeniz kıyısına inşa edilen kalenin ilk yapımı bazı kaynaklarda bizans çağına (4-5. yüzyıl) ya da cenevizliler’e (12-14. yüzyıl) atfedilmekteyse de kesin bir bilgi yoktur. yapının bugünkü malzeme ve yapım tekniği osmanlı dönemine işaret etmektedir.

Kilyos Kalesi; İstanbul’un korunması ve savunmasına yönelik olarak Boğaz’ın Karadeniz kıyısına inşa edilen kalenin ilk yapımı bazı kaynaklarda Bizans çağına (4-5. yüzyıl) ya da Cenevizliler’e (12-14. yüzyıl) atfedilmekteyse de kesin bir bilgi yoktur. Yapının bugünkü malzeme ve yapım tekniği Osmanlı dönemine işaret etmektedir.

Kilyos’ta yerleşim eski çağlarda başlamış. Küçük bir balıkçı köyü olarak rağbet görmüş. Daha sonra Roma İmparatorluğu döneminde gelişme göstermiş. Roma İmparatorluğu dağılınca Bizans topraklarına katılan bu şirin belde, coğrafi konumu nedeniyle denizcilikle uğraşan bölge uygarlıklarının paylaşamadığı bir yer haline gelmiş. Cenevizliler de bu bölgede bir süre hakimiyet kurmuşlar.

Kireçburnu

İstanbul’un en eski semtlerinden birisidir. Cumhuriyetin kuruluşu yıllarında Atatürk’ün Hacıosman bayırından indiği bilinmektedir. Kireçburnu’nun adı Fatih Sultan Mehmet’in Rumeli Hisarı’nı yaptırmak için gereksinim duyduğu kirecin buradaki kireç ocaklarından çıkarttırması ve bu semtteki coğrafi yapının bir burun görünümünde olması ile oluşmuştur. Bunun yanında Kireçburnu küçük bir balıkçı semtidir ve balık restaurantlarıyla tanınır.

Kısırkaya

Kocataş

Sarıyer’in yüksek rakımlı yerlerindendir,engebeli bir yapısı vardır ve bazı yerleri sık ağaçlıktır. Kocataş ismi mahalledeki büyük taştan gelmektedir.

Maden

Adını, Bizans ve Osmanlı döneminde yörede işletilen altın, gümüş ve bakır madenlerinden almıştır. Özellikle Bizans döneminde yöre madenlerinden çıkan değerli metaller para basımında kullanılmıştır. Osmanlı döneminde de varlığı bilinen madenler üzerinde yapılan araştırmada madenlerin boyutlarının çok küçük olduğu olduğu belirtilmiş ve işletilmeye değer görülmeyerek madenler kapatılmıştır. Bölgede hâlen küçük altın damarları olduğu bilinmekle birlikte rantabl olmadığı için herhangi bir girişimde bulunulmamaktadır.

Pınar

Poligon

PTT evleri

Reşitpaşa

Rumeli Feneri

Rumeli Feneri ya da resmî adıyla Türkeli Feneri, İstanbul’un Avrupa yakasında İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’le birleştiği kuzey ucunda yer alan deniz feneridir. Karşısındaki Anadolu Feneri’nden 2 deniz mili uzaktadır. Bu iki feneri birleştiren çizgi İstanbul Limanı’nın kuzey sınırını oluşturmaktadır Fenerin bulunduğu köy de aynı isimle (Rumelifeneri) adlandırılır. Eskiçağlarda buradaki yerleşmenin adının Panion olduğu yönünde güçlü kanıtlar bulunduğu ileri sürülmektedir.

Rumeli Hisarı

İdari sınırlarına bakıldığında kuzeyinde Baltalimanı; kuzeybatısında Fatih Sultan Mehmet; batısında Beşiktaş ilçesine bağlıEtiler; güneyinde yine Beşiktaş ilçesine bağlı Bebek mahalleleri; doğusunda ise İstanbul Boğazı bulanmaktadır.

Rumeli Kavağı

Balığı, midyesi ve inciri ile meşhur bir semtidir. Sahilde, Rumelifeneri ile Sarıyer arasında kalır. Ortalama olarak 4.000-4.500 arası nüfusu vardır. Nüfusun büyük çoğunluğunu Trabzon göçmenleri oluşturmaktadır. Ayrıca plajları ile ünlü olan Rumelikavağın’da 4 adet plaj bulunmaktadır. Altınkum, Elmaskum, Aile Plajı ve Askeri plajı.

Tarabya

Deniz kenarındaki tavernaları, balık lokantaları ile ünlüdür. Adı terapi anlamındaki Therapia’dan gelir. 5.yy’da adı therapeia (tedavi) olarak patrik attikos tarafından değiştirilir . 14.yy’da Beyaz Reis’in filosuna yenilen venedik kalyonların bu koya sığınarak yok olmaktan kurtulmuştur. 16.yy’da II.Selim burada balık yemeyi severmiş ve yöreye keyif anlamına gelen tarabiye ismini verir . 18 ve 19.yy da Fenerli Rumlar için sayfiye yeri olur. Bugün Marmara Üniversitesi’ne ait olan bölüm ise eski prens Alexandre Ypsilanti yalısıdır.

Sarıyer’deki diğer beldelerin aksine yeşillik alan çok fazla bulunmaktadır ve diğer beldelere göre denizden gelen kuzey rüzgarları sayesinde daha serin bir havaya sahiptir. Birçok yat ve tekneye ev sahipliği yapan marinası,Huber Köşkü ve meydanında bulunan dev çınar ağacı ile İstanbul’un popüler kıyı semtlerinden birisidir.

Uskumruköy

Uskumruköy; aynı zamanda köy merkezininin de olduğu Aşağıköy ve  Yukarıköy olmak üzere iki kısımdan oluşur. Son yıllarda bunlara, köye sonradan yerleşenlerin oluşturduğu ve Samsun Mahallesi ve Gümüşdere yolundaki Arıköy denilen mıntıkaları da eklemek gerekmektedir. Arazi bakımından Sarıyer’in en büyük köyü olduğu bilinir. Köyün dört tarafı meralarla ve çayırlarla çevrilidir. Arıköy ve Tatlısu mevkilerinde doğal deniz kumulları bulunur. Kıztaşı Deresi denen dere buralardan geçerek Karadeniz’e dökülür.

Yeniköy

İdari olarak Sarıyer İlçesi’ne bağlı bir muhtarlıktır.Yeniköy, İstanbul’un fethisırasında harap bir semtken Osmanlılar tarafından 16. yy’da imar edilmiş 18. yy’dan beri de hep seçkin bir semt olmuştur. Fetihten sonra buraya ilk gelenler Romanya’nın Geni bölgesinden Ulah aileler ve daha sonra Rumlar olmuştur.Bu sebeple Geniköy denen yer I. Süleyman ‘ın (hd 1520-1566) buyruğuyla Yeniköy adını almıştır. Rum halkı köye Yeniköy anlamında Neohorion da derdi. Ulahlardan bir yüzyıl sonra,Doğu Karadeniz’den denizci ve tüccar büyük bir kalabalık gelmiştir. 18.-19. yüzyilda ünlü banker ve levantenlerin , zengin gayrimuslimlerin yalıları ile dolmuştur.

Yeniköy, Bizans döneminde çok çilek yetiştiği için adı “komarodes” imiş. Kanuni döneminde yeniden kurulduğu için “Yeniköy” adını almıştır. Günümüzde Yeniköy, sahil kesimlerinde İstanbul’un seçkin ve zengin zümresinin yaşadığı, sahile inen yamaçlarda çeşitli sitelerin yanında eski evlerin yer aldığı, daha yukarıda yeni yapılan sitelerin olduğu bir Boğaziçi semtidir.

Yenimahalle

Zekeriyaköy

Türkiye’nin en yüksek nüfusa sahip köyüdür.  Sarıyer’in en eski köylerinden biri olan Zekeriyaköy, Maden, Bahçeköy,Uskumruköy, Demirciköy ve Rumelifeneri’ne komşudur. Adını Zekeriya Baba adlı yatırdan alan Zekeriyaköy topografik olarak Kilyos’un arkasındaki vadi içinde kalır. Zekeriyaköy’ün tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemekle beraber geçmişinin 18. yüzyıl’a kadar uzandığı bilinmektedir. Zekeriyaköy’e 93 Harbi sırasında savaşın yol açtığı büyük göç dalgası sonucunda Kafkas ve Kırım çıkışlı birkaç aile yerleştirilmiş, ayrıca zaman içinde Karadeniz Bölgesi’nden de göçler almıştır. Köyün adı bazı eski kaynaklarda Kiraz Köy olarak geçer.Bunun nedeni de sultani, dalbastı ve dragaani gibi çok değişik kiraz türlerine sahip olmasıdır.

editor
0212 296 9558 editor Aralık 3, 2014 12:30
erdemreklam-tlfsd